HAKKIMIZDA


Zaman bir rüyadır İstanbul’da; kandillerin aydınlattığı gecelerden gökdelenlerin gölgesine uzanır. Dün ve bugün birbirine karışmıştır. Denizin yeşile karışması gibi… Dalga seslerinin martı çığlıklarına, efsanelerin gerçeğe, hayatın hayallere… Bir varmış, bir yokmuş… Dünyanın en güzel şehrinin en güzel köşesinde, masallardaki kadar zarif bir yer varmış; Romantika…
İstanbul’un dillere destan cazibe merkezi Fenerbahçe Parkı, doğallığını muhafaza etmiş, şehrin el değmemiş son köşelerinden. Romantika, parkın ortasında çiçek gibi açıyor, bu güzelliği taçlandırıyor.
Romantika, yüksek estetik zevkin doğayla, lezzetin kusursuz sunumla kesiştiği yerde, yıllardır misafirlerini ağırlıyor. Romantika’ya teşrif edenleri ilk olarak, Marmara’nın mavi sularında martı misali çırpınan yelkenliler ve seyrine doyum olmaz Adalar manzarası karşılıyor. Yüzlerce ağaç, tertemiz hava, göğe karışan kuş sesleriyle özlediğiniz İstanbul merhaba diyor. Burada klakson sesleri, egzost kokuları, kargaşa ve kaos yok. Huzur; birkaç dakikası şehrin çileli saatlerine bedel saf huzur var. Çiçek kokularının baş döndürdüğü, kuytularında kedilerin uyukladığı, zamanın yavaşladığı Romantika, artık hatıralarda kalmış eski İstanbul’dan bir kesit sunuyor.
Romantika’da, İstanbul’un gelinlik giydiği kış günlerinde kendinizi bembeyaz karların ortasında bulursunuz. Baharda doğa canlanırken kuşlar kah çiçek dallarında, kah masanızda şakır. Yazın denizden esen rüzgar Romantika’ya yudum yudum ferahlık taşır. Sonbahar önüne kattığı yaprakları ve aydınlık günleri süpürürken, kusursuz bir şiirin en güzel dizesi gibidir Romantika.
Mimaride olabildiğince yer verilmiş cam unsurlar içerisi ve dışarısı arasındaki sınırları en aza indirir. Dört duvar arasında değil, ağaçların gölgesinde ve denizin kıyısında hissi yaşatır. Bahçesi çimenlerle, uslu kedileriyle, rengarenk çiçekleriyle ve deniz kokusuyla tüm yorgunluğu çekip alır. Romantika, Fransız işi oturma grupları, Venedik tarzı avizeleri, dantel şıklığında yemek takımlarıyla zarafetin vücut bulmuş halidir.
Bu muhteşem tabloyu tamamlamada geriye tek bir renk kalıyor; mutfak… Tahmin edileceği üzere, böylesine eşsiz bir mekan, lezzet açısından da en iyisini vaat ediyor. Ağaç yaprakları arasından süzülen güneşin aydınlattığı masanızda hamur işinden şarküterisine, omletinden reçeline, peynir çeşitlerinden içecek türlerine kahvaltı için akla gelebilecek her şeyin en doğalı ve tazesi sunuluyor. Seçkin aşçıların hünerleri saymakla bitmiyor; pide çeşitlerinden ızgaralara, tavuk yemeklerinden salatalara, tatlılardan sandviçlere uzanan zengin menüsüyle Romantika sadece gönülleri değil, mideleri de en iyi şekilde doyuruyor.
Kahvaltı, öğle yemeği, beş çayı, akşam yemeği yahut gece gezmesi; Romantika’da günün her saati ve yılın dört mevsimi, doğası, lezzeti ve güzelliğiyle sizin için de bir masa var. Buyurmaz mıydınız?
Bu güzel ve nadide mekanı İstanbullulara kazandıran Merhum Çelik Gülersoy’a sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.